17 Ekim Salı 2017

Aaa bugünün tarihi ne güzelmiş yeni farkettim :)

Güneşli bir İstanbul'dan herkese selamlar. Dünden beri normal hayatımıza döndük. 1,5 aydır annem yanımda olduğu için hiç yemek yapmayan ben evdeki sorumluluklarımla yüzleştim. İnci yemek yapmadığı sürece bütün işler ellerimden öper :) Dün akşam biraz barbunya ayıklatayım dedim çok az ayıkladı, sıkılıp bıraktı. Normal hayatımıza alışmam biraz zaman alacak sanırım. Mesela dün akşam evde yemek yoktu, yakındaki pideciye gidip 5 parça bıçak arası (ince hamurlu, Konya usulü kuşbaşılı pide) yedim. Artık annem de gittiğine göre, buzdolabı da daha boş olduğuna göre beslenmeme dikkat edebilirim, en azından buna niyetliyim.

İnci 2 aydır kreşe gitmiyordu. 1,5 aydır annemle evde takılıyordu. Bu arada 3 kez hastalık atlattı. 1 hafta ishal oldu, tam o geçince grip oldu. Daha gribin 3. gününde kulak iltihabı oldu derken okula bayağı bir süre ara vermek zorunda da kaldık. Dün sabah ilk kez yeni evimizden okula gittik. Yol İnci'ye uzun geldi, çünkü daha önce okulun tam karşısındaki binada oturuyorduk :) Bana da sabah yürüyüşü çıktı artık. Dün ve bugün sorunsuzca gittik. Önümüzdeki günler için bana şans ve sabır dileyin...

Dün gündüz yediklerime dikkat ettim. Mesela dün Değirmen'de yemek bitmişti sadece 2 dilim ekmekle ezogelin çorbası içmiştim. Akşam pide yedim doğru ama başka birşey yemedim. İlerleyen saatlerde İnci'nin ayranını içtim.

Bugün artık normale döndüm. Sabah 1 bardak süt içtim ve 2 küçük dilim ekmek ile kaşarlı tost yaptım. Bugün aklımda pırasa pişirmek var. Hatta 2-3 çeşit sebze yemeği yapsam iyi olur. Aklımda kısır yapmak da var ama bakalım...

Şu an saat 13.00. Son randevumdan sonra inip Değirmen'de bir yemek yerim, sonra alışveriş yapacağım.


Değirmen'de 1 kase kara lahana çorbası, ıspanak, yoğurt ve 1 dilim de ekmek yedim. Şekersiz 1 çay içtim, hatta içerken üstüme de döktüm :)

Önce markete gidip alışveriş yaptım. Sağlıklı beslenme niyetine girdim ya karnıbahar ve pırasa aldım. Eve gider gitmez pırasayı pişirdim. İçine havuç ve yasemin pirinci de koydum. 1 tek de kesme şeker attım. Sebze yemeklerine genelde koyarım. Berra'ya dün söz verdiğim için kısır da yaptım.

Akşama kadar ağzıma attığım 4-5 çiğ antep fıstığı dışında birşey yemedim. İnci'yi okuldan alıp eve geldikten sonra önce onun yemeğini yedirdim. Sonra kendim yedim.


3 adet köfte, 6-7 kaşık zeytinyağlı pırasa ve 3 dolu kaşık da kısır yedim.

Akşam Semra ile şekersiz birer Türk kahvesi içtik. O çikolata da yedi, ben yemedim :) Sonra 1 fincan da adaçayı içtim. Biraz bademciklerim şişmiş gibiydi :(

İnci yattıktan sonra da 1 adet cennet hurması yedim. Normalde eve pek aldığım birşey değildir ama dedim ya sağlıklı beslenme odaklıyım biraz çeşit iyi gelir. Renginden dolayı iyi bir antioksidan kaynağıdır. Ayrıca kabızlığa iyi gelir. Çok tatlı olması sebebiyle sık yenmesini tavsiye etmem. Bu şekilde doğrayıp kaşıkla yedim.

Bugünü gayet sağlıklı kapattım. Haa bir de gece yatmadan önce 1 çay bardağı ayran içtim. İnci bardağında bırakmıştı.

Diyetisyen Serap Orak

17 Ekim 2017

Sosyal medyada takip etmek için:


İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

10 Ekim Salı 2017

Dün gece aşure yemeden yatabilme başarısını gösterdiğim için kendimi tebrik ederek bu güne başlamak istiyorum :) hatta blog yazabilme başarımdan dolayı kendime çiçek alasım bile var ama başka zaman artık :)

Bu sabah günüm yataktan zor çıkarak başladığı için kahvaltı edemedim, süt bile içemedim çünkü bitmiş. Çok dengesiz ve kötü olduğunun farkındayım ama saat 15.30'a kadar 1 lokma birşey yemeye zamanım olmadı, zaten yiyecek birşey de yoktu. Sadece kahve içebildim.


İş çıkışı eve yürüdüm, hava da çok güzeldi. Başka randevum olmadığı için ofise tekrar dönmedim. Eve gider gitmez soğuk soğuk zeytinyağlı dolma ve kabak mücveri ve karnıbahar kızartması karışımı yedim. Bunu dün akşam inci için karıştırmıştım ama o yemeyince bugün bu bozuk şekilli sebzeyi ben yemek durumunda kaldım.3 dolma (pirinç ve bulgurlu), 1 dilim karnıbahar kızartması (dünkünden) ve 1 dilim de kabak mücveri yedim. Hiç ekmek yemedim.



Sonra annemle 1 kahve içtik. Günün 2. kahvesi oldu.

Tabi ki kan şekerim bu kadar düşünce aşure aklımdan çıkmaz oldu. Kalan son kısmı da yedim. İçindeki yer fıstıklarını ayıkladım çünkü sevmiyorum. Aşure iyice katılaşmış, pilav olmuş resmen. Ama çok lezzetliydi. 1 kase aşureyi yedim üstünüze iyilik sağlık :)




İlerleyen saatlerde pek acıkmasam da annemim yaptığı bol domatesli makarnaya dayanamadım ve koca bir tabak dolusu yedim. Bu tabakları İkea'dan aldım, artık günlük olarak bunları kullanıyorum. Çukur tabağı çok geniş baya bir yemek alıyor. Aslında pek iyi birşey olmadı. Biz diyetisyenler küçük tabak tavsiye ederiz.


1 fincan daha kahve içerek günümü 3 kahveyle kapattım. 

Saat 22.00'ye doğru İnci'ye patlamış mısır yaptım çünkü bilgisayarımdan Şirinler Kayıp Köy izliyordu, ona sürpriz yaptım :) çok sevindi. Kendim de 3-5 tane ağzıma attım ama kendimi tuttum yemedim. Toktum tabi ki.

En son büyük bir şeftalinin yarısını yedikten sonra bu akşam başka birşey yemedim. Bugün çok düzensiz beslendim ama en azından hep ev yemeği yedim.

Haa bir de eve aldığım pidenin ucundan koparıp arasına birazcık ceviz koymuştum, onu yediğimi hatırladım şimdi :)

Bir diyetisyenin sağlıksız beslendiği günlerden herkese esenlikler dileriz :)

Diyetisyen Serap Orak 

10 Ekim 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

9 Ekim 2017 Pazartesi

Merhaba, yine geldim :)

Bugün biraz beslenme günlüğü yazayım diyorum. Pek beğeneceğinizi sanmıyorun, hatta sakın ha örnek alayım da demeyin. Biz diyetisyenler de bazen sağlıksız, düzensiz, lüzumsuz beslenebiliyoruz. Son haftalarım öyle geçtiği için gayet iyi biliyorum. Blogu 2011'den beri takip edenler bu kadar umursamaz beslenmeme şaşıracaktır. Bunlar hep duygusal yeme bozukluğu. Hayatımızda eksik olan bazı duyguların boşluğunu doldurmak için sevdiğimiz besinleri tercih edip bazı dönemlerde alışkanlıklarımızı bozabiliyoruz. Önemli olan bunun geçici ve sık tekrar eden bir dönem olmaması. Bir diyetisyen olarak bunu düzeltmeyi başarabiliyorum ama siz tek başınıza yapamıyorsanız mutlaka bir diyetisyenden destek almalısınız.

Annem dün aşure yaptı, açıkcası gayet büyük bir porsiyon yedim ama yetti mi? Hayır! Utanmadım dün gece 01.00 civarında biraz daha aşure yedim. Zaten yatana kadar ıvır zıvır, kraker ve çekirdek falan da yemiştim. Yani aç olduğumdan değil tamamen pis boğazlıktan. Neyse işte bu sebeple sabah uyandığımda hala toktum ve kahvaltı yapmadım.


Ofise gidince kendime 1 fincan Türk kahvesi yaptım. Karnım da pek acıkmadı zaten. Öğleden sonra ofis dışındaki işlerim için önce Brandium'a gittim. Ordan çıkmadan önce Komşufırın'da 1 bardak çay içip yanında patatesli ve ıspanaklı börek yedim. Daha yerken pişman oldum çünkü hiç taze değildi, beğenmedim. Keşke üşenmeyip üst kata çıksaydım ve düzgün bir tabak ev yemeği yeseydim. Evet saçma bir tercih oldu.

Sonra eski evimin elektrik aboneliğini iptal etmek için Enerjisa'ya gittim. Aman Allah'ım o ne sıra! Sıramı aldığımda 158. kişi işlemdeydi, gişe bana 192. sırayı verdi. Azmettim bekledim. 1 saat sonra sıra geldi. İşim bitince öyle mutlu oldum ki :)

Ofise dönünce ödül olarak kendime 1 fincan daha kahve yaptım.

İş çıkışı eve yürüdüm. Dönüş yokuş aşağı olduğu için daha kolay oluyor. İşimle evimin biraz daha yakınlaşması çok iyi oldu. Yürümeye üşenmiyorum. Ama akşamları iş çıkışı İnci'yi almaya kreşe gideceğim için önümüzdeki haftadan itibaren dönüş yürüyüşlerim azalır gibime geliyor.


Eve geldiğimde bir de ne göreyim? Annem karnıbahar kızartması yapmış. Neyse ki mücveri fırında yapmış. 2 adet zeytinyağlı dolma, 3 ince dilim kabak mücveri ve 3 dilim de karnıbahar kızartması yedim. Sarımsaklı yoğurt da döktüm ama ekmek yemedim. Annem Antalya'ya dönmeden bana diyet yapmak yalan...

Yemekten sonra 1 fincan daha kahve içip bugün ki kahvemi üçledim. 

Semra gelirken boza almış. Şu an bu satırları yazarken aklım bozada, aynı zamanda kalan çok az aşure de. Hangisini yesem bilemedim, kesin birini yiyeceğim çünkü...

Günün kalanını yazacağım, takipte kalın...

Yemedim, yemedim :) hiç birşey yemeden yatabildim. Bravo bana! ;)

Diyetisyen Serap Orak

9 Ekim 2017


Sosyal medyada takip etmek için:


İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

6 Ekim 2017 Cuma


Yahu tam blog yazayım diyorum Pazartesi'den Cuma'ya vakit ne kadar hızlı geçiyor? Daha dün yazmış gibiyim sanki. Neyse ama aynı hafta 2 post girdiğim için kendimle gurur duyuyorum :) İçimdeki şu Pollyanna hiç susmuyor işte, illa bardak hep yarı dolu. Bayılıyorum bu kendimdeki kafaya :)

Şimdi bu blog bir diyetisyenin beslenme günlüğü ve ben hala o konuya giremedim ya, şimdi siz kilomu vs. soracaksınız ama tartılmaya korkuyorum bu aralar :( inanaın kilomu bilmiyorum ama kesin aldım (vücudumdan belli yani). Son 2-3 haftadır komple ucunu kaçırdım. Hiç bir yediğimi sorgulamıyorum. Porsiyonlara da dikkat etmiyorum. Çünkü neden? Stresim çoktu. Ben de kendime kafa izni verdim. Arada lazım, hatta diyetisyenlere daha çok lazım. Biz bütün gün yemek içmek konuşuyoruz, herkese az yiyin diyoruz :) nolur 1 hafta izin verin şu regl dönemimi atlatayım da öyle tartılayım :)

İnci 4 yaşında

Şimdi o konuyu kapattım, gelelim bugünün güzelliğine... İnci bebeğim bugün ofise ziyaretime geldi. Normalde onu okula bıraktığım için hiç beraber gelmeyiz ama son 1 aydır annem yanımda olduğu için İnci bu sezon kreşe henüz başlayamadı. Geçen hafta komple ishal oldu çocuğum, bu hafta da grip oldu. Hepsi üst üste gelince Ekim ayında henüz kreşimize başlayamadık. Yazdan önce hergün okula gitmicem diye ağlayan çocuk şimdi öğretmenim beni özlemiştir anne ona da fotoğrafımı gönder diyor :) Artık sınıfım değişti o yüzden gitmek istiyorum falan diyor :) çok mes'udum :))


Bu arada diyet sezonunu açtık. Bütün yaz gelmeyip Eylül döneminde geleceğim diyen herkesi bekliyorum. Sonra yer bulamıyorum diye üzülmeyin ona göre :)

Kucak dolusu diyetlerimle, ayy pardon sevgilerimle :))

Diyetisyen Serap Orak

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

2 Ekim 2017 Pazartesi

Merhaba ihmal ettiğim blogum ve blog okuru dostlarım,

Ekim ayını ve haftayı beraber açalım istedim. Yazmak isteyip yazamadıkça bu işin çok uzadığının farkındayım. Ufak da olsa bir yerden başlamam gerek artık. Kimse durduğu anda koşmaya hazır değildir, küçük adımlarla yola başlamak en iyisi bence :)

Diyet açısından yeni sezonumuz, mevsimsel açıdan da sonbaharımız hoş gelmiş, umarım hoş da bulur ;) Bu mevsimi yazdan daha çok sevdiğim için belki de yazma enerjisi bulmuş olabilirim. Kısa bir özet geçeyim bari...

2 hafta önce evimi taşıdım. Her şeyimi kendim kolileyip yerleştirdiğim için çok yoruldum. Annem sağolsun son 1 aydır yanımdaydı ve İnci ile ilgilendi. Artık çok az yapılacak iş kaldı. Evim işime daha da yakınlaştı. Artık çoğunlukla işten eve, evden işe yürüyorum. Bana egzersiz imkanı da çıktı yani :) 1 yıl önce eşimden ayrılmama rağmen aynı evde yaşamaya devam ettiğim için yeni bir hayata başlamış gibi hissetmiyordum, sanki bu eve taşınmam benim için yeni bir başlangıç gibi oldu. Belki de kendimi hep buna ayarladığım için son 1 yılda başladığım her şeyi yarım bırakmış bile olabilirim. Bilemiyorum. Fazla düşünüp devreleri yakalı çok oldu, artık adım adım gidiyorum.

İnci kreşine bu aydan itibaren devam edecek, okula gitme mesafemiz biraz uzadı, sabahları İnci ile de yürüme aktivitemiz olacak artık. Eğer her sabah yollarda "okula gitmicem" diye ağlayan 4 yaşında bir kız ve sabrının sınırlarında sakin kalmaya çalışan bir anne görürseniz o biz olabiliriz. Korkarım yakında bütün mahalle bizi tanır :(

Biliyorsunuz bu blogu 2011 Şubat ayında yazmaya başlamıştım. O zaman İnci yoktu. Kendime ve işime ayıracak daha çok zamanım vardı. Ama hayat değişiyor, öncelikleriniz ve tercihleriniz değişiyor. Yorgunluğumuz kat ve kat artıyor. Yine de hala yazmak ve sizinle aramdaki bağı korumak istiyorum. Benden bıkmayan, tembelliğimi anlayışla karşılayan ve bana samimi enerjisini gönderip takip etmeyi bırakmayan tüm blog dostlarıma kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum. Yıkılmadım, ayaktayım :)

Sevgilerimle

Diyetisyen Serap Orak
2 Ekim 2017 Pazartesi

OFİS ORTAMININ DOĞURDUĞU BESLENME SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

“İşe başladığımdan beri çok kilo aldım!” cümlesini her ortamda çok sık duyabilirsiniz. Bu konuda alınabilecek önlemler ve  yapılabilecek şeyler aslında oldukça basit ve uygulanabilirdir. Ancak herkesin iş yeri koşulları, çalışma saatleri, işe gidip gelme süresi, kullanılan taşıt türü, beraber çalışılan müşteri kitlesi birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle iş yeri ortamında karşılaşılan beslenme sorunları çok çeşitlilik gösterebilir ve kişiye özel çözüm üretmek ancak yüz yüze görüşmeyle sağlanabilir. Bunun yanı sıra, eğer büyük şehirde yaşıyorsanız ve gününüzün büyük bir kısmı çok kişinin çalıştığı bir plazada geçiyorsa tıpkı iş arkadaşlarınız gibi kişisel hayatınızın en önemli konularından biri olan beslenmenizde benzer sorunları ve bu sorunların doğurduğu sonuçları yaşıyorsunuzdur. Öyle bile olsa herkesin metabolizması birbirinden farklı olduğu için etkilenme dereceleri veya vücudun koşullara uyum sağlarken gösterdiği esneklik de farklı olacaktır.


Ofis ortamında karşılaşılan bazı ortak beslenme sorunları ve bu sorunların doğurduğu sonuçlar şunlardır:
  • İşe yetişme telaşında trafik nedeniyle geç kalmak ve kahvaltı yapmadan güne başlamak.
  • İşlerin uzaması nedeniyle öğle yemeği saatini kaçırmak ve yememek veya çok geç bir saatte yemek.
  • Anlaşmalı yemek şirketinin yemeklerini ve mönülerini beğenmemek veya kişinin damak tadına hitap etmemesi sonucu dışardan fast-food sipariş vererek beslenmek.
  • Anlaşmalı yemek şirketinin yemek kalitesinin düşük olması, yemeğin çok yağlı pişirilmesi ve kalori dengesinin bozukluğu nedeniyle fazla ve kalitesiz kalori almak. 
  • Sürekli çay-kahve türü diüretik (idrar söktüren) sıvıların alınması sonucu fazlaca su kaybetmek.
  • İş yoğunluğu nedeniyle unutulduğu için  veya tuvalete gitme ihtiyacını bastırmak için az su içmek.
  • Ara öğün tüketilmediği veya ana öğünler atlandığı için sık sık kan şekerinin düşmesi(hipoglisemi) sonucu açlık hissi yaşamak.
  • Uzayan toplantılar nedeniyle öğün atlandığı için kan şekerinin düşmesi(hipoglisemi) sonucu açlık hissi yaşamak.
  • Ana öğünlerde yetersiz ve dengesiz yemek yeme sonucu kan şekerinin çabuk düşmesi(hipoglisemi) ve açlık hissi yaşamak.
  • Sürekli çay-kahve türü diüretik (idrar söktüren) sıvıların alınması sonucu hipoglisemi yaşamak, mide asitinin artması ve reflü sorunlarının ortaya çıkması.
  • Kan şekerinin düşmesi sonucu sinirlilik, titreme, halsizlik, yorgunluk hissi ve sürekli baş ağrısı yaşamak.
  • Düşen kan şekeri nedeniyle vücudun karbonhidrat (şeker) ihtiyacını bisküvi, kek, kurabiye, tatlı, kraker, cips, çikolata, pasta, poğaça vb. hamurlu ve şekerli besinlerle bastırmaya çalışmak.
  • Masanızda bulunan çekmecenizde her zaman çikolata, şekerleme, kek, bisküvi vb. besinleri saklamak.
  • İş arkadaşlarınızla mola sürenizde birbirinize bir şeyler ikram etmeniz sonucu atıştırmaların bir alışkanlık ve psikolojik bağımlılık haline gelmesi.
  • İş çıkış saatinin uzaması nedeniyle akşam yemeğini atlamak veya çok geç bir saatte yemek.
  • Akşam yemeğinde yanlış tercihler yaparak yüksek kalori almak ve/veya yatana kadar yüksek kalorili besinler atıştırmak.
  • Ofis koşulları ve masa başı işler nedeniyle hareket etmemek, ofis dışında egzersiz yapmaya zaman bulamamak.

Bütün bunların sonucu olarak KİLO ALMAK, VÜCUT TİPİNİN DEĞİŞMESİ, BÖLGESEL (KARIN-KALÇA) YAĞLANMA


Sorunlarınızı bu şekilde tespit edip farkındalığınızı arttırarak çözüme giden yolda önemli bir adım atmış olabiliriz. Her sorun tek tek ele alınıp iyileştirilmesi gereken bir konudur. Bu maddelerden sadece birkaçını düzelterek bile ofis hayatınızda sağlığınızı korumuş ve iş verimliliğinizi de arttırmış olursunuz. Üstelik iş arkadaşlarınız ile uyumlu bir işbirliği yaparsanız hem kendiniz hem de çevreniz için kalıcı bir çözüm de üretmiş olursunuz. 


Ofis ortamında karşılaşılan beslenme sorunlarını çözmek için yapabileceklerimiz şunlardır:

  • Güne kahvaltısız kesinlikle başlamamak. En azından evden çıkmadan önce 1 bardak süt içmek veya ufak bir sandviç hazırlamak. Tost, simit-peynir, simit-ayran, peynirli sandviç gibi kahvaltı seçeneklerini tercih etmek.
  • Öğlen veya akşam yemeği saatiniz iş yoğunluğu nedeniyle kaçacak ise ara öğün tüketmek. Ara öğün olarak taze veya kuru meyve, tost, ayran, yoğurt, meyveli yoğurt , hazır çorba, galeta veya diyet bisküvi türlerini tercih etmek.
  • Ara öğününüzde tüketeceğiniz besinleri her gün evden getirmek veya en dayanıklı olanları çekmecenizde saklamak(kuru kayısı, erik, kutu süt, diyet bisküvi, galeta vb).
  • Öğle yemeğinde ana yemeğin yanında garnitür olarak verilen kızarmış patates, püre, pilav, makarna, börek vb. besinlerin yarısını yemek (Unutmayın masa başında hareketsizsiniz). Mönünüzde varsa mutlaka çorba, zeytinyağlı sebze, salata, yoğurt vb. yardımcı yiyecekleri tüketmek. Kepekli veya tam buğday ekmeği yemek.
  • Seçme imkanı varsa mönüden en düşük kalorili olanları tercih etmek.
  • Tatlı yerine meyve veya sütlü tatlıları tercih etmek. Yemekten hemen sonra değil ara öğün olarak öğleden sonra tercih etmek.
  • Masanızda sürahi veya su şişesi bulundurmak ve küçük bardaklarla sık sık içmek. Çay ve kahvenin dışında toplamda 6-8 bardak su içmek.
  • Çay ve kahve tüketimini sınırlamak. Yoğunluğunu azaltmak. Bunlarla beraber tükettiğiniz şeker miktarını azaltmak.
  • Çekmecelerinizde bisküvi, kek, kurabiye, tatlı, kraker, cips, çikolata bulundurmamak.
  • Toplantı ortamına müdahale etme imkanınız varsa ikram olarak taze veya kuru meyve, diyet bisküvi, galeta, tuzlu kurabiye önerisinde bulunmak.
  • Bir egzersiz danışmanına danışarak ofis ortamında yapabileceğiniz egzersizler öğrenmek. 
  • Asansör yerine merdiven tercih etmek.
  • Şirket yöneticilerine beslenme ve/veya egzersiz konularında personel için seminer almaya teşvik edecek dileklerde bulunmak.

Hazırlayan : Diyetisyen Serap Orak  www.kendinizeiyibakin.com

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...